Semper Phone

Effortless
LEARNING

  • Improve effortlessly – just by living your life
  • Learn while waiting for your apps to load
  • Recommended by 5 universities
  • Community of over 1,000,000 learners
  • 50,000+ expert-made packs, or create your own
"One of the best learning apps" - CNET
  • Apple Play Store
  • Install Semper from the Play Store
kpds phrasal verbs

kpds phrasal verbs

Last update 

kpds phrasal verbs

Items (246)

  • abide by

    itaat etmek

  • account for

    izah etmek, açıklamak (explain) (2) sebep olmak

  • act on

    (bir tavsiye/öğüt vb) -- üzerine harekete geçmek, -- e göre davranmak

  • act up

    (1) abuk sabuk davranmak (2) adam akıllı çalışmamak

  • air out

    odayı havalandırmak

  • ask for

    rica etmek

  • ask out

    birine çıkma teklifinde bulunmak

  • back down

    geri adım atmak (withdraw)

  • back out of

    pull out of -- den çekilmek

  • back up

    (1) desteklemek, arka çıkmak (support) (2) yedeklemek

  • bargain for

    take into account, take into consideration hesaba katmak, göz önünde bulundurmak

  • become of

    başına gelmek

  • blow out

    üfleyerek söndürmek

  • blow up

    şişirmek, patlatmak

  • break down

    (1) (makinenin) bozulmak (2) ağlamak (3) köklerine ayırmak

  • break in

    (1) alışmak (2) soymak

  • break into

    soymak, zorla girmek

  • break off

    son vermek, bitirmek

  • break out

    patlak vermek

  • break out of

    firar etmek

  • break up

    ayrılmak, boşanmak

  • bring down

    (1) (fiyat)indirmek (2) (hükümet vb) devirmek (overthrow)

  • bring off

    zorluklara rağmen başarmak

  • bring out

    (1) yayımlamak (publish) (2) piyasaya yeni bir mal sürmek

  • bring round

    ayıltmak

  • bring up

    yetiştirmek/kusmak/ortaya konu atmak

  • brush up (on)

    eski bilgisini tazelemek, tozunu almak (mecazi anlamda)

  • bump into

    run into (1) karşılaşmak (2) çarpmak

  • burn down

    (1) (yangında) yanıp kül olmak (2) yakıp kül etmek

  • buy off

    pay off rüşvet yedirmek

  • buy out

    bir işyerini birinden satın almak

  • call down

    put down tell off azarlamak (admonish)

  • call for

    gerektirmek, istemek (demand)

  • call in

    haber etmek/ziyaret etmek

  • call off

    iptal etmek

  • call up

    (1) telefon etmek (2) askere çağırmak (recruit)

  • calm down

    (1) sakinleşmek (2) sakinleştirmek

  • carry on

    devam ettirmek

  • carry out

    uygulamaya koymak/yürütmek (deney vb)

  • catch on

    popülarite kazanmak, beğenilmek, halk tarafından tutulmak

  • catch up with

    keep up with aynı seviyeye ulaşmak, yetişmek

  • check in

    (otelde vb) yer ayırtmak, kayıt yaptırmak

  • check out

    bir yerden ayrılırken hesabı kapatmak

  • cheer up

    neşelenmek, neşelendirmek

  • clear off

    temizlemek (orman, leke vb)

  • close down

    iflas etmek

  • close up

    dükkanı gün sonunda kapatmak

  • come across

    tesadüfen karşılaşmak (run across)

  • come by

    come into mirasa konmak (inherit)

  • come out

    (1) ortaya çıkmak (2) filizlenmek

  • come over

    üstesinden gelmek (deal with)

  • come round

    (1) ayılmak (come to) (2) ziyaret etmek

  • come round

    come over ziyaret etmek

  • come to

    come round ayılmak

  • come up against

    yüz yüze gelmek

  • come up with

    ortaya bir düşünce atmak, üretmek

  • cope with

    baş etmek, üstesinden gelmek

  • cope without

    do without -- sız idare etmek

  • count on

    rely on depend on bel bağlamak, güvenmek, dayanmak

  • count out

    leave out çıkarmak,hesaba katmak

  • cross out

    üstünü çizmek, silmek

  • cut across

    go across kestirme yoldan gitmek

  • cut down (on)

    cut back (on) azaltmak, kısmak (sigara, alkol vb)

  • cut in

    sözünü kesmek, araya girmek, işine engel olmak (interrupt)

  • cut out

    (bir yerden bir resim/tablo vb) kesip çıkarmak

  • cut up

    dilimlemek

  • die down

    yatışmak, dinmek (gürültü, ses vb)

  • do away with

    yıkmak (abolish)

  • do over

    start over sil baştan yapmak

  • do up

    (1) kemer bağlamak (2) restore etmek

  • do without

    cope without -- sız idare etmek

  • doze off

    fall asleep uyuya kalmak

  • draw up

    taslak hazırlamak, plan çizmek

  • dress up

    resmi kıyafet giyinmek, şık giyinmek

  • drop by

    stop by ziyaret etmek, (evine vb) damlamak

  • drop off

    yolcu indirmek

  • drop out of

    (okulu vb) terketmek, bırakmak

  • fall down

    yere düşmek

  • fall out (with)

    kavga etmek

  • figure out

    make out anlamak (understand)

  • fill out

    form doldurmak

  • fill up

    benzin deposunu doldurmak

  • fill up with

    ile dolu olmak, dolmak

  • find out

    öğrenmek, keşfetmek (discover, learn)

  • flood in

    flock to bir yere akın etmek

  • get along with

    get on with iyi geçinmek

  • get at

    ima etmek, demek istemek

  • get away (with)

    run off kaçmak, sıvışmak

  • get back

    kaybettiğin bir şeye kavuşmak

  • get by

    geçinmek, hayatta kalmak (survive)

  • get down

    moral bozulmak

  • get into

    (taksiye, asansöre vb) binmek

  • get off

    araçtan inmek (toplu taşıttan)

  • get on

    binmek (toplu taşıtlara)

  • get on with

    get along with biri ile iyi geçinmek, iyi arkadaş olmak

  • get out of

    (arabadan, asansörden vb) inmek (2) -- den uzak durmak

  • get over

    (1) üstesinden gelmek, çözmek (sort out work out) (2) (hastalık için) iyileşmek (pick up)

  • get rid of

    (1) -- den kurtulmak (2) başından savmak

  • get up

    uyanmak

  • give in

    pes etmek, mücadeleye teslim olmak (surrender)

  • give up

    vazgeçmek, bırakmak (abandon)

  • go down with

    come down with hastalanmak, yataklara düşmek

  • go in for

    yazılıya/yarışmaya girmek

  • go off

    (1) patlamak (explode) (2) kurulu bir aletin çalması (zil, çalar saat vb) (3) (yemek vb) ekşimek, bozulmak

  • go on

    devam etmek (continue)

  • go out

    yanan bir şeyin sönmesi (2) cereyanların kesilmesi

  • go over

    (1) göz atmak (go through) (2) ziyaret etmek

  • go through

    go over bir şeye göz atmak, incelemek, göz gezdirmek

  • go with

    uygun olmak, yakışmak (match)

  • go without

    dayanmak, idare etmek (su, yemek vb olmadan )

  • grow into

    (elbisenin) tam oturması, yakışması

  • grow out of

    elbisenin küçük gelmesi

  • grow up

    yetişkin olmak, büyümek

  • hand in

    elden teslim etmek (submit)

  • hand out

    elden dağıtmak (distribute)

  • hang down

    telefonu suratına kapatmak

  • hold on

    hang on (telefonda vb) beklemek

  • hold up

    gecikmek/soymak (banka),soygun yapmak

  • iron out

    uzlaşmak, sorunu halletmek

  • join in

    katılmak (participate in take part in)

  • jot down

    take down copy down write down not almak, kaydetmek

  • keep away (from)

    uzak durmak

  • keep in touch with

    get in touch with irtibata geçmek, bağlantı kurmak

  • keep on

    carry on yapmaya devam etmek, yapadurmak (continue)

  • keep out

    -- den uzak durmak, girmemek

  • keep to

    stick to sadık kalmak, bağlı kalmak (diyete, söze vb)

  • keep up with

    catch up with hızına/seviyesine yetişmek

  • kick out

    kovmak, kıçına tekmeyi basmak

  • knock out

    (1) darbe indirip bayıltmak (2) şık elemek

  • knock somebody down

    birine çarpıp devirmek

  • knock something down

    (1) yıkmak (demolish) (2) devirmek

  • laugh about

    bir olay aklına geldikçe gülmek

  • laugh off

    gülüp geçmek

  • lay down

    kural koymak

  • lay off

    işten çıkarmak (dismiss)

  • leave out

    count out hariç tutmak, dahil etmemek

  • let down

    yüzüstü bırakmak, hayal kırıklığına uğratmak

  • let in

    (1) içeri buyur etmek (2) emmek, soğurmak (absorb)

  • let in on

    haberdar etmek, bilgilendirmek

  • let out

    serbest bırakmak (realease)

  • let up

    yağmurun dinmesi (cease)

  • listen in

    konuşulanlara kulak kabartmak (overhear)

  • live off

    sırtından geçinmek

  • live on

    feed on ile beslenmek, ile geçinmek

  • look after

    ilgilenmek, bakımını üstlenmek

  • look down on

    aşağılamak

  • look forward to

    dört gözle beklemek

  • look into

    araştırmak

  • look out (for)

    watch out (for) dikkatle bakınmak, aramak

  • look up

    aramak (sözlükten, ansiklopediden kelime, bilgi vb)

  • look up to

    saygı duymak

  • make for

    leave for head for -- e doğru gitmek

  • make out

    (1) anlamak (figure out) (2) gözleriyle seçebilmek

  • make up

    (1) uydurmak (fabricate) (2) oluşturmak (form, constitute)

  • make up for

    telafi etmek (compensate)

  • make up to

    yalakalık yapmak (flatter)

  • miss out (on)

    unutmak, gözden kaçırmak, dahil etmeyi unutmak

  • open up (to)

    birine açılmak

  • part with

    -- den ayrılmak

  • pass away

    ölmek (die)

  • pass out

    bayılmak (faint)

  • pay off

    (1) rüşvet vermek/yedirmek (buy off) (2) haraç vermek (3) borcunu kapatmak, tüm borcunu ödemek

  • pick out

    seçmek (select)

  • pick up

    (1) anlamak, kavramak (2) birini/bir şeyi bir yerden almak (3) iyileşmek, şifa bulmak (4) (dolmuşa, oto vb) yolcu almak

  • play down

    küçümsemek, alay etmek, hafife almak

  • point out

    call attention to draw attention to vurgulamak, dikkati çekmek

  • pour down

    sağanak yağış

  • pull through

    şifa bulmak, iyileşmek (pick up)

  • put aside

    cast aside save up para biriktirmek, kenara para koymak

  • put away

    düzenlemek, derlemek, toplamak

  • put down

    tell off rezil etmek/fırçalamak

  • put forward

    put forth öne sürmek, söz konusu yapmak

  • put off

    ertelemek/midesini bulandırmak/konsantresini bozmak

  • put on

    giyinmek/kilo almak

  • put out

    söndürmek

  • put through

    telefona bağlanmak

  • put up

    ağırlamak/baş üstüne koymak/monte etmek/fiyat artırmak

  • put up with

    hoşgörülü olmak/ katlanmak

  • quiet down

    sessiz olmak, sesini kesmek

  • rip off

    kazıklamak (overcharge)

  • rule out

    göz ardı etme, saymama, dahil etmeme (exclude, eliminate)

  • run across

    come across tesadüfen rastlamak

  • run into

    (1) tesadüfen karşılaşmak (come across) (2) bir yere veya bir şeye çarpmak (bump into)

  • run off

    fotokopi ile çoğaltmak (duplicate)

  • run out

    tükenmek (expire)

  • run over

    arabayla ezmek

  • rush in

    alel acele içeri girmek

  • rush out

    alel ecele dışarı çıkmak

  • see off

    wave off uğurlamak

  • see through

    (1) birinin iç yüzünü/niyetini anlamak (2) durumun/olayın iç yüzüne vakıf olmak, olup biteni iyi anlamak

  • sell out

    satıp tüketmek (2) çok satıp tükenmek (kaset, kitap vb)

  • send for

    (doktor, muslukçu vb) çağırtmak

  • set off

    (1) yola çıkmak (set out) (2) başlatmak (launch)

  • set out (on)

    set off yola çıkmak, yolculuğa çıkmak

  • set up

    kurmak

  • settle down

    hızlı bir hayat tarzından elini eteğini çekmek, durulmak

  • settle in

    yerleşmek

  • show around

    etrafı gezdirmek

  • show off

    hava atmak

  • show up

    turn up çıkagelmek, varmak (partiye, derse vb)

  • shy away (from)

    çekinmek, -- den utanmak

  • slow down

    yavaşlamak

  • sort out

    problem çözmek/sınıflandırmak

  • speak for

    -- nın adına konuşmak

  • speak out

    itiraf etmek (confess)

  • speak up

    konuşurken sesini yükseltmek

  • spell out

    (TBMM, AIDS, UFO gibi kısaltmaları) açılımını yazmak

  • stand for

    temsil etmek, anlamına gelmek (UFO stands for “Unidentified Flying Object”

  • stand out

    kabak gibi sırıtmak, göze çarpmak

  • step down

    istifa etmek (resign)

  • stick to

    keep to sadık kalmak, bağlı kalmak (diyete, söze vb)

  • switch/turn on

    çalıştırmak, açmak (elektrik vb)

  • take after

    look like benzemek (resemble)

  • take down

    jot down copy down write down not almak, kaydetmek

  • take in

    (1) elbise daraltmak (2) anlamak (3) birini kandırmak

  • take off

    kıyafet çıkarmak/uçak-havalanmak/kilo vermek/taklit etmek/malın piyasadan kalkması

  • take on

    üstlenmek (sorumluluk) (assume)

  • take out

    pull out diş çekmek/çöpü dışarı atmak

  • take over

    take charge of devralmak

  • take to

    istemek, arzulamak

  • take up (with)

    hobi edinmek,yer zaman kaplamak

  • talk into

    ikna etmek (persuade)

  • tear down

    pull down knock down yıkmak, yerle bir etmek

  • tear out

    defterden sayfa koparıp çıkarmak

  • tear up

    yırtmak, parça pinçik etmek

  • think over

    derin derin düşünmek

  • think up

    think out dream up yeni bir şeyler düşünmek, akıl etmek

  • throw away

    çöpe atmak

  • tip off

    bilgilendirmek (inform)

  • touch on

    point out değinmek, vurgulamak (emphasize)

  • try on

    üzerinde denemek (elbise, ayakkabı vb)

  • try out

    (metod, teknik, yol yordam vb) denemek

  • turn down

    (1) (televizyon, radyo vb) sesini kısmak (2) geri çevirmek, reddetmek

  • turn off

    kapatmak (çalışan bir makineyi/ışığı vb)

  • turn up

    ses açmak/varmak, ulaşmak

  • use up

    kullanıp tüketmek

  • wait on

    birilerine hizmet etmek, servis yapmak

  • wake up

    uyanmak, uyandırmak

  • walk out

    bir şeyi/birisini protesto ederek bulunduğu yeri terk etmek

  • wave off

    see off uğurlamak

  • wear away

    aşınmak, yıpranmak

  • wear off

    (toprağı vb) aşındırmak

  • wear somebody out

    yormak, yıpratmak (tire out)

  • wear something out

    eskitmek, yıpratmak

  • wipe down

    wipe off (bezle, fırçayla vb) bir zemini temizlemek

  • work out

    (1) zor bir durumun üstesinden gelmek (2) problem çözmek (3) hesaplamak