Semper Phone

Effortless
LEARNING

  • Improve effortlessly – just by living your life
  • Learn while waiting for your apps to load
  • Recommended by 5 universities
  • Community of over 1,000,000 learners
  • 50,000+ expert-made packs, or create your own
"One of the best learning apps" - CNET
  • Apple Play Store
  • Install Semper from the Play Store
kpds sık çıkan kelimeler

kpds sık çıkan kelimeler

Last update 

kpds sık çıkan kelimeler

Items (650)

  • Abandon

    terk etmek. Vazgeçmek. bırakmak

  • Abruptly

    aniden; ani ve nezaketsiz biçimde

  • Absolute

    mutlak; tamamen

  • Absurd

    saçma. gülünç

  • Abundant

    bol. çok

  • Accomplish

    başarma, tamamlama

  • Accord

    uzlaşma

  • Accountant

    muhasebeci

  • Accurate

    kesin. doğru. yanlışsız

  • Accused

    sanık

  • Accustomed

    alışkın. alışılmış, her zamanki

  • Achieve

    başarma. elde etme

  • Acknowledgement

    onay. kabul etme. tasdik

  • Acute

    keskin (düşünce). şiddetli; dar açı; çok çabuk tehlikeli bir biçime gelen hastalık

  • Adapt

    uyum sağlamak

  • Adequate

    yeterli. uygun. elverişli

  • Adjust

    ayarlamak. uydurmak. uymak

  • Adjustable

    ayarlanabilir. uyarlanabilir

  • Administrate

    yönetmek. idare etmek

  • Admirable

    takdire değer

  • Advanced

    ilerlemiş. ileri

  • Affable

    Agreeable. rahat. dostça. anlaşılabilir

  • Affair

    olay. mesele. sorun

  • Affectionate

    müşfik. sevecen

  • Affluent

    Wealthy. varlıklı

  • Agreeable

    razı. hoş. iyi

  • Aid;

    yardım

  • Aisle

    sıralar arası. yol. geçenek

  • Alliance

    ittifak

  • Ally

    müttefik. dost

  • Alter

    Change

  • Ambiguous

    müphem. birden fazla anlama gelebilen

  • Amend

    düzeltme. değiştirme

  • Ample

    gerektiğinden çok. bol

  • Annual

    yıllık. yıldönümü

  • Anticipate

    tahmin etmek. ve ona göre davranmak

  • Apparel

    Clothing. kılık kıyafet

  • Appetite

    Desire for food. iştah. arzu

  • Appreciate

    takdir etmek

  • Apprehension

    Fear; korku. endişe; anlayış. kavrayış

  • Approach

    yaklaşım. tarz

  • Approval

    tasvip. onay; resmi izin

  • Argue

    tartışma. münakaşa. iddia etme

  • Argument

    tartışma; sav. iddia

  • Article

    makale; tanımlık; madde-fıkra; eşya-parça

  • Artisan

    zanaatçı. esnaf

  • Ashamed

    utanmak

  • Assassinate

    suikast yapmak

  • Asset

    Advantage kıymetli şey. beceri. erdem

  • Asset

    servet; değerli nitelik

  • Astonished

    hayret etmek. şaşkın olmak. şaşırmak

  • At once

    derhal; aynı anda

  • Attack

    saldırmak

  • Attainment

    Achievement. başarı. elde etmek. marifet

  • Attempt

    teşebbüs etmek. denemek

  • Attract

    cezbetmek. çekmek

  • Available

    elde edilebilir. müsait

  • Avidity

    gayret. heves. hırs

  • Award

    ödül. mükafat

  • Base

    temel. esas; askeri üs

  • Beneficial

    faydalı

  • Benefit

    fayda. yarar

  • Blame

    suçlamak

  • Blink

    Open and close. gözlerini kırpıştırmak

  • Bloom

    çiçek açmak

  • Blossom

    çiçek açmak. canlanmak. gelişmek

  • Blunder

    gaf. gaf yapmak

  • Border

    sınır

  • Break off

    kırılıp ayrılmak. ilişiğini kesmek; birdenbire durmak

  • Breakthrough

    cepheyi yarıp geçmek; büyük buluş

  • Briskly

    Quickly. Energetically canlı ve istenilen tarzda; enerjik

  • Bruise

    berelemek. ezmek; bere. ezik

  • Brush up

    Review tazelemek

  • Brutality

    Cruelty vahşilik

  • Budget

    bütçe

  • Bump

    vurma. toslama; şiş. tümsek

  • Burglar

    (ev. dükkan) soyan hırsız

  • Bury

    gömmek. defnetmek; gizlemek. örtmek

  • Call at

    uğramak

  • Call off

    iptal etmek

  • Call on

    ziyaret etmek; talep etmek

  • Call up

    telefon atmak

  • Candidate

    aday. namzet

  • Capable

    yetenekli. ehliyetli

  • Captivate

    büyüleme. esir etme, cezbetmek

  • Cautious

    ihtiyatlı. tedbirli

  • Chance

    şans. tesadüfen olmak

  • Charge

    ücret; itham; hamle; şarj

  • Charity

    sadaka; hayırseverlik. hayır kurumu

  • Cheer

    neşe. tezahürat

  • Chemist

    kimyager; eczacı

  • Choice

    seçmek

  • Choir

    koro

  • Clammy

    yapış yapış; soğuk nemli

  • Clarify

    açıklamak. açıklık getirmek

  • Clear

    temizlemek. aklamak. izin vermek

  • Clerk

    memur. tezgahtar. sekreter

  • Cliff

    uçurum. sarp kayalık

  • Clog

    tıkamak. tıkanmak; takunya

  • Coast

    kıyı

  • Coincidence

    tesadüf

  • Collar

    yaka; tasma

  • Collide

    çarpışma. çarpma

  • Combine

    birleşmek. birleştirmek

  • Commerce

    ticaret

  • Compare

    mukayese etmek

  • Compensation

    bedel. tazminat. telafi

  • Compete

    yarışmak; rekabet etmek

  • Competent

    Capable ehil. yetenekli. yetkili. -

  • Competition

    yarışma. rekabet. sınama

  • Complaint

    şikayet etmek

  • Complete

    tamamlamak; tamamen

  • Composed

    birleşmiş; bestelenmiş; kendine hakim olmak

  • Compromise

    uzlaşmak

  • Conceal

    gizlemek. saklamak. örtmek

  • Concurrence

    Agreement. aynı olan. birlik olma, uyuşma; aynı zamana rastlama

  • Condense

    yoğunlaşma; sıvıya dönme; çözeltme

  • Confidence

    güven. itimat

  • Confidence

    kendine güven

  • Confidential

    Secret gizli. sır

  • Confirm

    teyit etmek. pekiştirme. onaylama. sürekli. müzmin

  • Confiscated

    Seized müsadere etmek. haczetmek; istimlak etmek

  • Conflict

    çelişmek

  • Congratulate

    tebrik etmek

  • Conscientious

    Careful vicdanlı; dikkatli

  • Consequence

    netice ; önem

  • Conserve

    koruma muhafaza etme

  • Consider

    hesaba katmak; göz önünde tutmak; saymak

  • Consist of

    müteşekkil olmak. oluşmak

  • Consistently

    mütemadiyen. devamlı

  • Constitute

    teşkil etmek. tesis etmek; tayin etmek

  • Constitution

    anayasa

  • Contaminate

    kirletmek; zehirlemek. bozmak

  • Contented

    halinden memnun. mutlu

  • Cooperation

    işbirliği

  • Courteous

    nazik. kibar. saygılı

  • Coward

    korkak

  • Creative

    yaratıcı

  • Crime

    suç. cürüm

  • Criminal

    suçla ilgili; suçlu; cezalı

  • Crooked

    eğri. çarpık. virajlı. hilekar

  • Crop

    mahsul

  • Crowd

    kalabalık

  • Cruelty

    zulüm. acımasızlık

  • Dabble

    su serpme; amatörce uğraşma

  • Deadline

    son teslim tarihi

  • Decade

    on yıl

  • Deception

    aldatma. hile

  • Deceptive

    aldatıcı. yanıltıcı

  • Dedicate

    adamak; ithaf etmek

  • Defeat

    yenme. bozguna uğratmak

  • Deficient

    eksiz yetersiz. noksan

  • Delicate

    nazik. hassas. narin

  • Delight

    sevinç. zevk. haz,

  • Denial

    inkar. yok sayma

  • Deny

    inkar etme

  • Depict

    göstermek. dile getirmek

  • Deplore

    teessüf etmek. üzülmek

  • Dept

    borç

  • Desperate

    ümitsiz; gözü dünmüş

  • Despondent

    ümitsiz. meyus

  • Determine

    belirlemek. tespit etmek azimli. kararlı

  • Detest

    nefret etmek. tiksinmek

  • Device

    alet. aygıt

  • Devote

    ..-e adamak

  • Diluted

    sulandırılmış. su katılmış

  • Diminish

    azaltmak. küçültmek. eksiltmek

  • Discipline

    Punish disiplin; cezalandırma

  • Discourteous

    nezaketsiz. kaba

  • Discreet

    saygılı. dikkatli ve nazik

  • Discretion

    basiret. sağduyu. tedbir. ihtiyat

  • Discuss

    talk about tartışma. münazara etmek

  • Disease

    hastalık

  • Disgraced

    Ashamed gözden düşmüş; itibarsız; yüz karası

  • Disgust

    iğrenme. tiksinme. midesini bulandırma

  • Dishonest

    sahtekar

  • Disintegrate

    parçalamak. bölünmek

  • Disposition

    eğilim. mizaç. düzen. tertip

  • Dispute

    tartışma

  • Dissolve

    çözmek. dağıtmak. yok olmak

  • Distinguish

    Ayırmak, ayırt etmek, seçkin. ünlü. kendine yer edinmiş

  • Distrust

    güvenmemek

  • Ditch

    hendek. ark. kanal

  • Divert

    başka yöne çevirmek; saptırmak

  • Divide

    bölmek. ayırmak

  • Divulge

    Reveal ifşa etmek. açığa vurmak

  • Doubt

    şüphe. kuşku

  • Drift

    sürüklenmek

  • Drowsy

    Sleepy uykulu. uyku veren

  • Duplicate

    Copy kopyasını yapmak

  • Dwindle

    Diminishes. giderek azalmak

  • Eagerness

    şevk. istek. arzu

  • Edge

    kenar; avantaj

  • Efficient

    verimli. randımanlı

  • Elevation

    kaldırma. yükseltme; terfi

  • Embark (on)

    gemiye binmek; başlamak

  • Embarrassment

    utanma. mahcubiyet

  • Emerge

    meydana çıkmak

  • Emit

    yaymak. çıkarmak

  • Employer

    iş veren

  • Encouraging

    teşvik edici. cesaretlendirici

  • Endearing

    sevdiren

  • Enhance

    değerini. gücünü. güzelliğini arttırma, süslemek, genişletmek

  • Enlarge

    büyütmek. genişlemek

  • Enlighten

    aydınlatmak

  • Enthusiastically

    şevkle. hararetle

  • Envy

    kıskanma. gıpta etme

  • Equivocal

    Ambiguous iki anlama gelebilen

  • Espionage

    casusluk

  • Essential

    gerekli

  • Examine

    Inspect, tetkik. muayene etmek. sorguya çekmek

  • Excessive

    aşırı. haddinden fazla

  • Exchange

    karşılıklı değişmek

  • Excuse

    mazeret

  • Exempt

    bağışık; muaf; hariç tutmak

  • Exhausted

    bitmiş. tükenmiş. yorgun

  • Exhibition

    sergi

  • Existence

    varlık

  • Exotic

    Unusual

  • Expand

    genişle(t)mek. büyümek

  • Expedition

    yolculuk; sefer

  • Explicit

    Definite açık. sarih

  • Explore

    keşif. inceleme gezisi

  • Explorer

    kaşif seyyah

  • Expose

    ifşa etmek; ışığa tutmak; korunmasız bırakmak, maruz bırakmak; teşhir etmek; pozlamak

  • Exposure

    ifşa; korunmasızlık; poz

  • Extensive

    büyük. derin. kapsamlı

  • Extremely;

    oldukça fazla

  • Fabric

    kumaş. doku

  • Fact

    gerçek. olgu

  • Faint

    Indistinct donuk. baygın

  • Far

    uzak; çok

  • Fatigue

    yorgun. bitkin; yormak

  • Fearsome

    dehşetli. korkunç

  • Feasible

    yapılabilir. mümkün

  • Feeble

    Weak zayıf. kuvvetsiz

  • Fever

    ateş. hararet; humma

  • Firing.

    Ateşleme; pişirme; işten atma

  • Fiscal

    mali

  • Flawless

    kusursuz. defosuz

  • Flee from

    Run away kaçmak. firar etmek

  • Flip

    fiske atmak; keçileri kaçırmak; hayran olmak; küstah

  • Float aimlessly

    Drift. yüzmek. su üstünde kalmak. bir şeyi oluruna bırakmak

  • Floor

    zemin

  • Fluctuate

    inip çıkmak

  • Flushed

    Red kızarmak. utanmak

  • Foggy

    Misty, sisli

  • Fool

    aldatmak. şaka yapmak. kandırmak

  • Foolishness

    aptallık. budalalık

  • Forecast

    tahmin etmek

  • Forestall

    erken davranıp önlemek

  • Fortunate

    şanlı. talihli

  • Frank

    açık sözlü. içten. samimi

  • Frightened

    korkmuş

  • Fume

    pis kokulu gaz. yaymak

  • Futile

    boşuna. beyhude

  • Gain

    kazanmak. elde etmek

  • Gash

    Deep cut derin yara

  • Germinate

    Grow çimlenmek. çimlendirmek

  • Gift

    hediye; yetenek

  • Giggle

    kıkırdamak

  • Gist

    Main idea ana fikir

  • Gleeful

    neşe dolu

  • Globe

    küre

  • Goods

    mallar. eşya

  • Govern

    yönetmek. idare etmek

  • Grievance

    Complaint

  • Grumbles

    Complains şikayet. yakınma

  • Halt

    mola. durma

  • Harsh

    sert. kaba. haşin

  • Hasten

    acele etmek. ettirmek

  • Have faith in

    inancı olmak

  • Hazardous

    tehlikeli. zararlı

  • Heat

    ısı. ısıtmak

  • Hectic

    Very busy heyecanlı. telaşlı

  • Hence

    bu nedenle. bundan dolayı

  • Herd

    sürü; ayak takımı

  • Hesitate

    tereddüt etmek. çekimsemek

  • Hide

    sakla-n-mak

  • Highway

    anayol

  • Hike

    Walk uzun yürümek; fiyatını artırmak

  • Hinted

    Indirectly suggested. ima etmek

  • Hoax

    Trick şaka. oyun; hile

  • Homeless

    evsiz

  • Honest

    samimi. dürüst

  • Hug

    kucaklamak. sarılmak

  • Huge

    kocaman. büyük

  • Humorous

    komik. güldürücü

  • Hurl

    Throw, fırlatmak. savurmak

  • Ignore

    pay no attention to. aldırmamak. bilmezden gelmek

  • Impartial

    yansız

  • Imprecise

    kesin olmayan. dikkatsiz. özensiz

  • Impression

    izlenim. etki

  • Impromptu

    Unrehearsed hazırlıksız. doğaçlama

  • Improve

    ilerletme. geliştirme

  • In charged

    sorumlu. görevli

  • Inadvertent

    kasıtsız. elde olmayan

  • Incline

    eğilme. aşağı eğilme

  • Inconsiderate

    başkalarını düşünmez. düşüncesiz

  • Incredible

    inanılmaz

  • Incurable

    tedavi edilmez. çaresiz

  • Indecisive

    kararsız. kesin olmayan

  • Indication

    anlatma. belirti. gösterge

  • Indifferent

    kayıtsız. umarsız

  • Indispensable

    vazgeçilmez. zorunlu

  • Indistinct

    belirsiz. bulanık

  • Induce

    kandırmak. ikna etmek

  • Industrious

    çalışkan. gayretli

  • Inert

    Inactive hareketsiz. uyuşuk. eylemsiz

  • Inflammable

    kolay tutuşan. parlayıcı

  • Influence

    etki

  • Initial

    First ilk. başlangıç

  • Insignificant

    Değersiz önemsiz. belirsiz.

  • Insist

    ısrar etmek

  • Insolent

    Rude küstah. terbiyesiz

  • Inspire

    telkin etmek. ilham etmek

  • Instructive

    öğretici. eğitici

  • Insult

    hakaret etme. hor görme

  • Intensity

    güçlülük. yoğunluk

  • Intention

    niyet

  • Interfere

    müdahale etme. çatışma. engelleme

  • Interfere with

    yoluna çıkmak. engellemek. karışmak

  • Intermittent

    kesik kesik. aralıklı

  • Intrepid

    Yılmaz, korkusuz. cesur

  • Intricate

    Complicated karışık. girift

  • Investigator

    dedektif. araştırıcı

  • Investment

    yatırım. sağlanan gelir

  • Irrelevant

    konu dışı. ilgisiz

  • Irresponsible

    sorumsuz

  • Issue

    konu; yayım-baskı

  • Item

    adet. tane; madde; konu-fıkra

  • Jam

    sıkıştırmak. kilitlemek. izdiham

  • Landscape

    manzara

  • Lane

    dar yol; şerit

  • Law

    hukuk. kanun

  • Leading

    önde olan. kılavuzluk eden

  • Leak

    sızıntı. çatlak

  • Lecture

    ders. konferans

  • Liability

    sorumluluk. yükümlülük

  • Limp

    topallamak. aksamak

  • Lingered

    kolay kolay ayrılmak;

  • Litter

    çöp

  • Locate

    bulunma. bir yerde yerleşmiş olma

  • Lofty

    High yüce. yüksek. azametli

  • Lonely

    yalnız. kimsesiz. tenha

  • Look up to

    Respect hayran olmak. örnek almak

  • Luck

    şans. talih. uğur

  • Majority

    çoğunluk

  • Management

    idare. yönetim

  • Manufacture

    imal etmek

  • Means

    yol. yöntem. araç

  • Meddle

    Interfere karışmak. burnunu sokmak

  • Medicine

    tıp. ilaç

  • Meditative

    Thoughtful derin derin düşünen

  • Melt

    eri-t-mek. yumuşa-t-mak

  • Memorize

    ezberlemek

  • Mend

    Repair tamir etmek

  • Merge

    Become one birleşmek. içine katmak

  • Messy

    dağınık. düzensiz

  • Mild

    ılımlı. hafif. ılıman

  • Misty

    sisli. bulanık

  • Misuse

    suiistimal; yanlış kullanım

  • Moderate

    ılımlı

  • Moist

    nemli. ıslak

  • Mold

    şekil vermek. kalıp

  • Monster

    canavar

  • Mud

    çamur; iftira

  • Neglect

    ihmal etmek

  • Negligible

    ihmal edilebilir

  • Nod

    onaylamak. başını sallamak

  • Notify

    bildirmek. haber vermek

  • Notorious

    adı çıkmış. kötü şöhretli

  • Novelist

    romancı

  • Object

    itiraz etmek

  • Objection

    itiraz; sakınca

  • Obligation

    mecburiyet

  • Obscured

    Hidden, saklı. anlaşılması güç,

  • Obsess

    aklına takılmak. fikri sabit yapmak

  • Obstinate

    Stubborn. inatçı

  • Occasion

    fırsat. vesile. önemli gün. özel olay

  • Odorless

    kokusuz

  • Of his own accord

    Voluntarily. kendi isteğiyle

  • On strike

    grevde

  • Open-minded

    Açık fikirli

  • Opinion

    fikir

  • Orchid

    orkide

  • Outline

    ana hat. taslak

  • Output

    ürün. verim. çıktı

  • Outrageous

    nefret uyandırıcı. öfkelendirici

  • Overdue

    vadesi geçmiş. gecikmiş

  • Overemphatic

    fazla vurgulu. çok fazla çarpıcı

  • Overseas

    deniz aşırı

  • Oversimplify

    aşırı basitleştirme

  • Overturn

    Flipped over devirmek. tepe üstü getirmek

  • Owing to

    sayesinde; yüzünden dolayı

  • Pace

    Speed adım. hız

  • Pain

    acı. sızı. ağrı

  • Pale

    solgun

  • Participate

    iştirak etmek

  • Partner

    ortak

  • Passageway

    pasaj. geçit

  • Pay attention to

    dikkatini vermek

  • Peculiarity

    özellik; ...-e özgü olma; tuhaflık

  • Percent

    yüzde

  • Personality

    şahsiyet

  • Pessimistic

    kötümser

  • Phony

    sahte. düzmece

  • Pick up

    toplama. devşirme

  • Plentiful

    bol; bereketli

  • Plunge

    dalma. fırlama

  • Poetic

    şiirsel

  • Point of view

    bakış açısı

  • Policy

    politika; davranış biçimi; poliçe

  • Polish

    cilalamak. boyamak

  • Poll

    oylama. anket

  • Pollute

    kirletmek

  • Postpone

    ertelemek

  • Praised

    övmek

  • Precaution

    tedbir. önlem

  • Precisely

    tam olarak; kesinlikle

  • Prediction

    tahmin

  • Premium

    sigorta primi; ödül. prim

  • Presume

    varsaymak

  • Pretense

    rolüne girme. bahane

  • Pretext

    bahane

  • Prevent

    engellemek. korumak

  • Preview

    ilk gösterim

  • Previous

    önceki. sabık

  • Pride

    gurur. iftihar

  • Prior to

    öncelikli. daha önemli

  • Private

    özel; şahsa ait

  • Prodigious

    Huge, şaşılacak, müthiş, kocaman

  • Profilic

    çok eser veren

  • Profound

    derin; bilgili; etkileyici

  • Promote

    terfi ettirmek

  • Promotion

    terfi

  • Propose

    önerme. niyet etme. evlilik teklifi

  • Prospects

    başarı şansı

  • Prove

    kanıtlamak; çıkmak

  • Punctual

    dakik

  • Punctuality

    Being on time

  • Purify

    temizlemek. arındırmak. saflaştırmak

  • Pursue

    peşine düşmek. izini sürmek

  • Put off

    elbisesini çıkartmak

  • Quarter

    çeyrek; bölge. semt; askeri kışla

  • Quartet

    dörtlü

  • Raise

    yukarı kaldırmak; artırmak; çocuk yetiştirmek

  • Rate

    oran

  • Readily

    Easily kolayca. seve seve

  • Readily

    isteyerek. gönülden

  • Recast

    yeniden çıkarmak. değiştirmek

  • Recent

    yakında olmuş

  • Recession

    gerileme. durgunluk. azalma

  • Reckless

    aldırışsız. kayıtsız

  • Reckon

    hesaplamak. tahmin etmek

  • Recover

    iyileşmek. yeniden elde etmek

  • Recruit

    üye yapmak; işe almak

  • Refrain from

    kendini tutma. sakınma

  • Refugee

    mülteci

  • Refute

    yalanlamak. çürütmek

  • Regarded as

    gibi görülmek. kabul edilmek

  • Region

    bölge

  • Rejection

    ret

  • Relent

    yumuşama. gevşeme. merhamete gelme

  • Relentless

    amansız; acımasız. merhametsiz

  • Reliance

    geven. itimat

  • Relief

    Ferahlama, kurtarma- takviye-; nöbet kişileri

  • Relieve

    hafiflemek. rahatlamak

  • Reluctant

    isteksiz. tereddütlü

  • Reluctantly

    gönülsüzce

  • Remark

    söz söyleme; fark etme

  • Remarkable

    dikkate. sözü edilmeye değer

  • Remove

    çıkarmak. temizlemek. alıp götürmek

  • Renovation

    yenileme. tecdit. onarım

  • Represent

    temsil etme

  • Reprimand

    azar. paylama

  • Reprove

    azarlama. paylama

  • Reputation

    ün. itibar

  • Require

    gerektirmek; istemek

  • Reservation

    yer ayırtma; şart; ihtiyat

  • Resign

    istifa etmek. ayrılmak

  • Resignation

    istifa; kabullenme

  • Resonance

    tınlama

  • Respect

    saygı. hürmet

  • Restored

    onarılmış; iyileşmiş; işine iade edilmiş

  • Restraint

    zaptetme. sınırlama. hakim olma

  • Restriction

    sınırlama

  • Resultant

    sonucunda ortaya çıkan

  • Reveal

    açığa çıkarma; ilhamla bildirme

  • Revere

    Loved saymak. saygı göstermek

  • Revise

    gözden geçirmek

  • Revive

    yeniden canlan-dır-mak

  • Reward

    ödül

  • Ridiculous

    Absurd. Gildings derecede saçma

  • Rim

    Edge kenar

  • Rival

    rakip

  • Rot

    çürüme. çürük ; zırva

  • Rub

    ovma. ovalama

  • Rugged

    zor. kaba. yontulmamış. pürüzlü

  • Rule out

    Reject

  • Runaway

    kaçak

  • Rush

    aceleyle koşmak. hücum etmek

  • Saucer

    çay. fincan tabağı

  • Scattered

    dağınık

  • Scheme

    plan. tasarı

  • Scholarly

    çok derin. bilgili. bilimsel

  • Scholarship

    burs; irfan. ilim

  • School board

    okul yönetimi

  • Scold

    azarlama. paylama

  • Scorch

    yakmak. kavurmak; acı sözlerle incitmek

  • Scratch

    tırmalamak. kazımak. kaşınmak

  • Sealed

    mühürlü

  • Seam

    dikiş yeri. bağlantı yeri

  • Seed

    tohum

  • Seek

    araştırmak. bulmaya çalışmak

  • Seize

    tutmak. yakalamak. zaptetmek

  • Select;

    seçmek. ayırım

  • Selfish

    bencil

  • Sensitive

    duyarlı

  • Separate

    ayırmak

  • Serene

    sakin; yüce

  • Severe

    acı. sert. şiddetli

  • Shade

    gölge

  • Shape

    şekil

  • Shareholder

    hissedar

  • Shattered

    mahvolmuş. bitmiş; yorgun

  • Shield

    Protect, kalkan; korumak

  • Shift

    vardiya; rüzgarın yönünü değiştirmesi

  • Shipping

    gemiler; sipariş alıp gönderme

  • Shout

    bağırmak

  • Shrewd

    Clever, kurnaz. açık göz

  • Sinful

    günahkar

  • Sink

    dibe batmak

  • Skillful

    becerikli

  • Skip

    atlamak

  • Slope

    eğim

  • Sly

    sinsi

  • Smooth

    yumuşak

  • Sneer

    dudağını bükmek. küçümsemek

  • Soothe

    Comforted sakinleştirmek. rahatlatmak

  • Sophisticated

    karmaşık. girift,

  • Spectacle

    görülecek şey.

  • Sphere.

    Globe küre

  • Spokesperson

    sözcü

  • Sporadic

    Intermittent (düzensiz aralıklarla olan)

  • Squeeze

    sıkmak. ezmek

  • Staff

    personel. çalışanlar kadrosu; kurmay

  • Statue

    heykel

  • Stature

    boy-pos; önem; kişilik

  • Stayed late

    Lingered. oyalanmak

  • Steady

    düzenli. sabit

  • Stem from

    -den ileri gelmek. doğmak. çıkmak

  • Step

    adım. basamak

  • Stern

    sert. müsamahasız

  • Stiff

    katı. sert. kıran kırana

  • Stingy

    cimri. eli sıkı

  • Stockholder

    hissedar

  • Straighten

    doğrultmak

  • Strain

    kendini zorlamak. gayret göstermek

  • Stray

    başıboş. Homeless

  • Stretch

    germek. esnetmek

  • Struggle

    çabalamak. mücadele etmek

  • Stubborn

    inatçı dik başlı

  • Subsidize

    Para vermek. desteklemek

  • Subtle

    ince. narin; zeka işi

  • Sufficient

    yeterli

  • Summary

    Özet

  • Superficial

    yüzeysel. üstünkörü

  • Superior

    daha üstün

  • Supplementary

    takviye. ek

  • Surgeon

    cerrah. operatör

  • Surmount

    üstesinden gelmek. alt etmek. yenmek

  • Surpass

    aşmak. üstün olmak

  • Survive

    hayatta kalmak; hayatını idame ettirmek

  • Susceptible to

    kolay etkilenen. dayanıksız. hassas

  • Suspicion

    şüphe. zan

  • Sustain

    devam ettirmek. korumak

  • Swell

    Grow şişmek. kabarmak; artmak. büyümek

  • Symptom

    Sign semptom. belirti

  • Synopsis

    Summary özet

  • Tackle

    çaresine bakmak; üstesinden gelmek; topu ayağından almak;

  • Talent

    yetenek

  • Tax

    vergi

  • Tax-exempt

    vergiden muaf

  • Tear

    (teyr) yırtmak; (tiıyr) gözyaşı

  • Tempt

    ayartmak. yoldan çıkartmaya çalışmak

  • Testimony

    tanıklık. ifade

  • Thorough

    tam. dikkatli eksiz

  • Thoughtful

    düşünceli

  • Thrifty

    tutumlu. idareli

  • Throng

    Crowd kalabalık; kalabalık olarak gitmek

  • Tilted

    Crooked yatırmak. eğmek, ; meyil

  • Tiny

    küçük. ufacık

  • Top

    üst. zirve

  • Torn

    yırtık

  • Tower

    kule

  • Trace

    Indication iz. eser ; kopyasını çıkarmak. ipuçlarından olayı çözmek

  • Trail

    sürüklemek. gezdirmek; izlemek

  • Tramped

    Walked heavily kuvvetli adımla yürümek

  • Tranquil

    serene sakin. huzurlu

  • Transaction

    iş görme

  • Treachery

    ihanet

  • Treatment

    muamele. davranış; tedavi

  • Treatment

    muamele, davranış; tedavi

  • Trial

    deneme; duruşma

  • Triumph

    zafer. başarı

  • Trivial

    abes; bayağı; cüzi

  • Trust

    güvenmek

  • Trust

    güvenmek. inanmak

  • Tunnel

    Underground passageway

  • Underestimate

    az/düşük olarak tahmin etmek

  • Underground

    metro; yer altı

  • Undermine

    baltalamak. çökertmek. temelini çürütmek

  • Underrate

    hafife almak. küçümsemek

  • Unhesitatingly

    tereddüt etmeden

  • Union

    birlik; sendika

  • Unique

    biricik; tek; eşsiz

  • Unpardonable

    affedilemez

  • Unpleasant

    nahoş ; tatsız

  • Unrehearsed

    provasız

  • Unrestrained

    denetimsiz. frenlenmemiş. serbest

  • Unwillingly

    istemeyerek

  • Unwillingness

    isteksizlik

  • Vacant

    boş. açık; dalgın

  • Vague

    müphem. belirsiz. şüpheli

  • Vanity

    Pride, kibir. kendini beğenmiş; abes şey. beyhudelik

  • Varied

    değişik. çeşitli; değişken

  • Vast

    çok geniş. engin. pek çok

  • Versatile

    çok yönlü; elinden birden fazla iş gelen

  • Vexed

    Annoyed, bir şeye canı sıkılmak

  • Victim

    kurban

  • Victory

    Triumph. zafer

  • Violent

    sert. şiddetli. zorlu

  • Vital

    hayati önemde

  • Voluntarily

    gönüllü olarak

  • Vote

    oy vermek

  • Vulnerable

    Susceptible saldırı veya tenkide açık / maruz olan

  • Wasteful

    savurgan. müsrif

  • Weakness

    zayıflık; zaaf

  • Wealthy

    zengin; varlıklı

  • Wealthy

    zengin. varlıklı

  • Wheel

    tekerlek

  • Whip

    kamçı; kamçılamak

  • Wise

    akıllı. akıllıca. mantıklı

  • Withdraw

    çekmek. çekilmek. ayrılmak

  • Wither

    Dry up solmak. soldurmak. sindirmek

  • Witness

    Şahit

  • Wrinkle

    buruşmak. kırışmak

  • Yield to

    kazanç. gelir. ürün. meyve vermek; boyun eğmek. teslim olmak

  • Zinnia

    zenya çiçeği